Tutukluluk halinin devamı kararlarına itiraz

Tutukluluk halinin devamı kararlarına itiraz

Ceza yargılamalarında tutuklu şahısların belirli aralıklarla (ayda bir) tutukluluk durum incelemeleri yapılır. Bu inceleme dosya soruşturma aşamasındayken Sulh Ceza Hakimliğince ve sözlü yargılama şeklinde, kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan Mahkemece dosya üzerinden yapılır. Bu incealeme neticesinde verilen kararlara karşı itiraz yolu açıktır. İtirazı bir üst mahkeme inceler. Üst mahkeme Sulh Ceza Hakimliklerinde ve Ağır Ceza Mahkemelerinde bir sonraki sayıya tekabül eden Mahkeme iken Asliye Ceza Mahkemelerinin üst Mahkemesi ise Ağır Ceza Mahkemeleridir. Aşağıda örneğini verdiğimiz dilekçe, uyuşturucu ticareti suçundan tutuklu olarak yargılanan  birinin tutukluluk halinin devamı yönündeki karara karşı itiraz niteliğindedir. Yine dilekçe içeriğindeki bilgiler derlenerek esas hakkındaki savunmalarda da kullanılabilir.

İZMİR 22. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
Gönderilmek Üzere
İZMİR 21. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
Dosya No: 2018/9354 E.

SANIK : Selahattin BAŞIGÜZEL

MÜDAFİLERİ : Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ

KONU : 07.11.2018 tarihli tutukluluk halinin devamı kararına
karşı itirazlarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

İzmir 21. AĞIR Ceza Mahkemesi 2018/9354 E. No’lu dosyasının 07.11.2018 tarihinde gerçekleştirilen duruşmasında sanık/müvekkil Selahattin BAŞIGÜZEL hakkında tutukluluğun devamına ilişkin karar vermiş olup işbu karara karşı itirazlarımızı sunma zarureti hasıl olmuştur. Aşağıda belirtilen sebepler ve Mahkemenizce re’sen tespiti yapılacak hususlar gözetilerek hukuka aykırı olarak verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın kaldırılarak müvekkilin tahliyesine karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

1-) Her ne kadar müvekkil hakkında uyuşturucu ticareti suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmışsa da, iddianame, sanık ifadeleri, tanık beyanları ve dosyaya giren belgeler incelendiğinde müvekkilin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli ve her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmamaktadır.

2-) Müvekkil hakkında uyuşturucu ticareti işlediği yönünde ihbarlar olduğu iddia edilmişse de, soyut ve kimliği belirsiz şahıslar tarafından yapılan bu ihbarlara itibar edilmesi tarafımızca mümkün değildir. Kaldı ki, müvekkilimiz bu yönden bir komplo ile karşı karşıyadır. Müvekkilimizin uyuşturucu kullandığını bilen bir takım şahıslar daha önce de çok sayıda asılsız ihbarda bulunmuş, bu ihbarlar neticesinde hakkında davalar açılmış, TORBALI Ağır Ceza Mahkemesi 2015/3032 E. – 2018/4713 K. Sayılı dosyası ve yine TORBALI Ağır Ceza Mahkemesi 2017/6012 E. – 2018/2234 K. Sayılı dosyalarından görülen bu davalarda müvekkilin BERAATİNE KARAR VERİLMİŞTİR. Dosyaların Sayın Mahkemenizce celbi ve incelenmesi neticesinde görüleceği üzere müvekkil her iki dosyada toplamda 1 yıla yakın haksızca verilen gözaltı ve tutuklama kararları ile mağdur edilmiştir. Keza 4 ay tutuklu kaldığı TORBALI Ağır Ceza Mahkemesi 2017/60234 E. – 2018/2 243 K. Sayılı dosyası 15.01.2018 tarihinde <<müvekkil yönünden>> istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Aynı mağduriyetin tekrar yaşanması sebebiyle müvekkilin derhal tahliyesi gerekmektedir.

3-) İddianamede dikkat çeken bir diğer unsur, müvekkilin nezdinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı üzerinden yapılan yanlış değerlendirme ve bu yönüyle müvekkilin uyuşturucu madde ticareti suçu işlediği iddiasıdır. Bu iddia da gerçeklikten son derece uzak ve tarafımızca kabul edilmemektedir.

Öncelikle müvekkilin nezdinde ele geçirilen uyuşturucu türünün MDMA olarak adlandırılan ve içerisindeki extasy oranı %9 civarında olan, halk dilinde “şeker” adı verilen, piyasada tanesi 5-10 liradan satılan ve etkisi en fazla 15-20 dakika süren, kullanıcılarının günde onlarcasını tüketebildiği bir hap türü olduğunun tespiti gerekmektedir.

Dolayısıyla Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında bulunduğu iddia edilen “üzerinde 50’den fazla extasy hap ele geçirilen şahısların söz konusu hapları uyuşturucu ticareti için bulundurdukları” yaklaşımı görülen davada hüküm ifade etmemektedir. Söz konusu yaklaşımın saf extasy hapları kapsamaktadır. Müvekkilin taşrada yaşıyor olmasının ve sürekli kullandığı hapları topluca almak istemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerçeğini de dikkate aldığımızda, müvekkilin söz konusu hapları bulundurma amacının ticaret değil kullanım olduğu gerçeği karşımıza çıkacaktır.

4-) Tüm bunlarla birlikte, müvekkilin üzerine atılı suçu işlediğine dair soyut iddia ve varsayımlar dışında hiçbir delil bulunmamaktadır.

MÜVEKKİLİN HERHANGİ BİRİNE UYUŞTURUCU SATTIĞINA DAİR YAZILI YA DA GÖRSEL HERHANGİ BİR BULGU YOKTUR, TANIK YOKTUR. FİZİKİ BİR TAKİP YA DA İLETİŞİMİN TESPİTİ YOLUYLA ELDE EDİLMİŞ HERHANGİ BİR DELİL DE YOKTUR. SADECE KÖTÜ NİYETLİ VE SOYUT BİR İHBAR VE KULLANIM AMACIYLA BULUNDURDUĞU UYUŞTURUCU HAPLAR ÜZERİNDEN VARSAYIMSAL DEĞERLENDİRMELER YAPILARAK MÜVEKKİL HAKKINDA SUÇ İSNAT EDİLEMEYECEĞİ AÇIKTIR.

Her ne kadar dava uyuşturucu ticareti suçu iddiasıyla açılmışsa da, yukarıda anlatılan sebepler neticesinde SUÇ VASFININ DEĞİŞMESİ KUVVETLE MUHTEMELDİR.

Müvekkil uyuşturucu kullanıcısıdır ve uyuşturucu kullanım suçundan cezalandırılacak olsa dahi alacağı ceza ve müvekkilin tutuklu kaldığı süre dikkate alındığında, tutukluluk halinin devamı yönünde verilen İzmir 21. AĞIR Ceza Mahkemesinin işbu kararı usul ve yasaya aykırıdır. Gelinen aşamada tutukluluk halinin devamı yönünde verilen karar tedbir olmaktan çıkmış, cezanın infazı haline gelmiştir.

Müvekkilimiz evli ve 2 çocuk babasıdır. Bu haksız tutukluluk sebebiyle özellikle eşi ve 1 yaşındaki küçük bebeği maddi ve manevi ağır zarar görmekte, zavallı yavrular babasından mahrum büyümektedir. Müvekkilimizin ihtiyacı olan şeyin tutuklu olarak cezaevinde bulunmak değil, uyuşturucu illetinden kurtulmak için tedavi olmasıdır. Tutukluluktan elde edilebilecek fayda pekala adli kontrol tedbirleriyle de elde edilebilecekken tutukluluğun devamı yönünde karar verilmesi hukuka aykırıdır. Müvekkilin tahliyesine karar verilmelidir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan sebepler ve Mahkemenizce re’sen tespit edilecek hususlar doğrultusunda; İzmir 21. AĞIR Ceza Mahkemesinin 2018/9354 E. sayılı dosyasının 07.11.2018 tarihli tutukluluk halinin devamı kararının KALDIRILMASINA, müvekkilin öncelikle BİHAKKIN, mümkün olmaması halinde adli kontrol tedbirleriyle tahliyesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 12.11.2018

Sanık Selahattin BAŞIGÜZEL
Müdafii
Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ
(*e-İmzalıdır.)

 

tutukluluk halinin devamına itiraz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.