Nafakanın Azaltılması Davası

Nafakanın Azaltılması Davası

Sevgili okurlar; bu yazımızda boşanma sonrası nafakanın artırılması, azaltılması yahut kaldırılması amacıyla açılabilecek davalar konusunda sizlere yardımcı olmaya çalışacağız.

Boşanma davasına bakan mahkemeler, dava devam ederken henüz boşanma kararı verilmeden önce tedbir amaçlı nafakaya hükmedebileceği gibi, sonrasında yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasına hükmedebilmektedir. Bilindiği gibi nafakaya hükmedilirken herhangi bir süre belirlenmediği için, çoğu zaman nafaka ödeyen kişi, maddi durum ve şartlar değişmesine rağmen yıllarca nafaka ödeyerek mağdur olmakta yahut boşanma tarihinde çok düşük nafakaya hükmedilmesi sebebiyle nafakayı alan kişi yıllarca aynı parayla geçinmeye çalışmaktadır.

Bu gibi sebeplerin meydana gelmesi halinde, durum ve şartlarda değişikliğin ispatı ile nafakanın yeniden düzenlenmesinin talep edilmesi mümkündür. Aşağıda sizlere, açılmış olan nafakanın azaltılması davasına cevap dilekçesi örneği sunulmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki; nafaka türüne ve boşanma tarihine göre değişiklik gösteren bu davalar için, aile hukukunda uzmanlaşmış bir avukatın temsili çok önemlidir.

 

İZMİR 100. AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

DOSYA NO : 2023/2023 Esas

DAVALI : Esin FAKİR (T.C. No: XXXXXXXXXXX)
Adres

VEKİLİ :Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ

DAVACI :Erkan SAHTEKAR (T.C. No: XXXXXXXXXXX)

KONU :Nafakanın azaltılması ve Türk Lirasına çevrilmesi istemli davaya ilişkin cevabımızı içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil aleyhine açılan bu dava, haksız ve kötü niyetli talepler içerdiği için, reddi gerekmektedir. Zira TMK madde 2’de bahsi geçen dürüst davranma ilkesine aykırı davranıldığı iddia edilse de, salt bu davanın açılması ile dürüstlük kuralı ihlal edilmiştir. Şöyle ki;

1-) BOŞANMANIN KOLAYLIKLA GERÇEKLEŞMESİ İÇİN, PROTOKOL ESNASINDA ASLINDA İSTENMEYEN EDİMLERİN TAAHHÜT EDİLMESİ VE SONRASINDA NAFAKANIN AZALTILMASI TALEBİ AÇIKÇA AHDE VEFA İLKESİNE AYKIRILIK TEŞKİL ETMEKTEDİR.

Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için, protokol hazırlığı esnasında irade ile beyan arasında bilerek ve isteyerek gerçekleştirilen uyumsuzluk sonucu, aslında istenmeyen edimlerin taahhüt edilmesi ve sonrasında nafakanın azaltılması davasının açılması, hem TMK madde 2’de bahsi geçen hakkın kötüye kullanılmasına hem de ahde vefa ilkesine aykırı bir örnek teşkil eder. Nafakanın azaltılması, tarafların ekonomik durumlarında olağanüstü bir değişiklik olması halinde mümkün olabilir. Nitekim TMK da bu konuda; taraflar arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulması şartı ile hakimin nafakayı yeniden düzenleyebileceğine ilişkin hükümlere yer vermiştir. Tarafların durumlarında, dengenin aşırı ölçüde bozulması gibi bir durum söz konusu değildir, haliyle bu davanın reddi gerekmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de 2015/9741 E. 2015/17097 K. 03/11/2015 tarihli kararında bu konudaki görüşünü tartışmaya yer vermeyecek şekilde açıkça ortaya koymuştur;

“…Sözleşmeye bağlılık ilkesi ve sözleşmelerin devamlılığı kuralı gereğince, ayrıca aradan geçen zaman süreci de dikkate alındığında talebin reddedileceği…” cümlesi ile bu tür davaların reddinin gerektiğine vurgu yapmıştır.

Yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/9940 E. 2017/669 K. 26/01/2017 tarihli kararında, önceki karara paralel olarak;

“…sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz…”

diyerek, aslında anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken, irade ile beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluğun önüne geçmek istemiştir.

2-) DOLAR KURUNDAKİ ARTIŞIN, TİCARİ FAALİYETLE UĞRAŞAN DAVACI İÇİN ÖNGÖRÜLMEMESİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.
Davacının, dolar kurundaki artışın taraflar arasındaki dengeyi aşırı ölçüde bozduğundan bahisle açmış olduğu bu dava, açıkça davalı müvekkile zarar verme kastını gözler önüne sermektedir. Öncelikle ticari faaliyetle uğraşan davacının döviz kurundaki dalgalanmayı hesaba katarak sözleşme yapması gerekirken, yukarıda da açıklandığı gibi, sırf boşanmayı gerçekleştirmek için nafakanın dolar olarak kararlaştırılması sonunda bu davayı açması kötü niyetli olduğunu göstermektedir. Kaldı ki dolar kurundaki artış, sadece davacı için söz konusu olan bir durum değildir. Gıdadan tekstile, ulaşıma ve ısınma giderlerine kadar hayatın her alanına yansımış bu artış sonunda, öncesinde kararlaştırılanın aksine nafakanın Türk Lirasına çevrilmesi, davalı müvekkil ve müşterek çocuğun hayat standardını ciddi ölçüde etkileyecektir. Haliyle sözleşmenin devamının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla açılan bu davanın kendisi, hakkaniyete aykırı talepler içermektedir.

3-) DAVALI MÜVEKKİLİN BOŞANMA TARİHİNDEN BU YANA HAYAT STANDARDINDA BİR DEĞİŞİKLİK YAŞANMAMIŞTIR; SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME İDDİASI MESNETSİZ VE ASILSIZDIR.

Davalı müvekkil, müşterek çocuk Melek’in hem eğitim hem de kişisel gelişimiyle yakından ilgilenen, sorumluluk sahibi bir annedir. Küçük Melek’in boşanma sonrasında olumsuz etkilenmemesi adına kişisel gelişimi, hobileri ve sosyal yaşantısıyla tek başına yakından ilgilenmektedir.

Ekte huzurunuza sunmuş olduğumuz bir kısım belge ve bilgilerden ve dava sırasında dinlenecek tanık anlatımlarından da müvekkilin yaptığı harcamalar tespit edilecektir. Nafakanın azaltılması mevzu bahis olduğunda davalı müvekkil tamamen küçük Melek için yapmış olduğu bu harcamalarda değişiklik yapmak zorunda kalacak ve Melek bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Davacının iddia ettiği gibi sebepsiz zenginleşme söz konusu değildir; davalı anne tamamen kızının kişisel gelişimi ve sosyal çevresi için harcamalar yapmaktadır.

4-) DAVACININ MÜŞTEREK ÇOCUK MELEK’İN EĞİTİM GİDERLERİNİ TEK BAŞINA ÜSTLENDİĞİ İDDİASI ASILSIZ VE MESNETSİZDİR.

Dava dilekçesinde iddia edildiği gibi müşterek çocuk Melek’in eğitim, okul, kırtasiye giderlerinin tamamen davacı tarafından karşılandığı iddiası tamamen asılsız ve mesnetsizdir. Özel okul ödemeleri dışında yukarıda açıklandığı üzere müşterek çocuğun birçok gideri olup, anılan giderlere müvekkile de iştirak etmektedir.

HUKUKİ NEDENLER : Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve yasal sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER :
1. Davalı müvekkilin gelir-harcama durumunu gösterir makbuz, fatura, banka hesap döküm ve diğer tüm belgeler,
2. Okul kayıtları
3. Tanık anlatımları;
– Mürvet DÜRÜST (T.C. No: XXXXXXXXXX)
– Emel SÖZÜPEK (T.C. No: XXXXXXXXXXX)
4. Sosyal ekonomik durum araştırması
5. İbrazı mümkün yasal sair deliller.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerden dolayı; anlaşmalı boşanma protokolünün yapılmasından bugüne, tarafların ekonomik durumlarında nafakanın yeniden düzenlenmesini gerektirecek ölçüde değişiklik yaşanmadığından;

1. Müvekkil aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak açılan, tamamen asılsız iddiaları içeren bu davanın reddine,

2. Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,

Karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 06.06.2023

Davaya Cevap Veren Davalı Vekili
Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ

Ekler: 1) Davalı müvekkile ait banka hesap dökümü,
2) Kira sözleşmesi,
3) Apartman aidat makbuzları ile ısınma gideri makbuzu, 4) Müşterek çocuk Melek’in okul servis bedeli makbuzu,
5) Melek’in okulunca düzenlenen fatura ve okul adına düzenlenen hesap dökümü,

bosanma tarihinden sonra taraflarin maddi durumlarinda degisiklik olmasi halinde, nafakanin azaltilmasi mumkun olabilecegi gibi, tamamen kaldirilmasi da soz konusu olabilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.